Hatay’da İnsanlık Tarihi

0
257

Hatay İnanç Merkezlerinin Hatay’ın Tanıtılmasına Katkısı Üzerine Görüşler

Orta Asya’dan gelip Anadolu ve Rumeli’ye yerleşen Türkler, buraya kendi kültürlerini taşıdı.
Anadolu coğrafyası, birçok uygarlığın, din ve inanç sistemlerinin buluştuğu kültürlerin ortak kaynağı
olmuştur. Anadolu, geçmiş zaman içinde çok sayıda kültürün doğurganlığını yapmış topluluklara yurt
olmuştur. Bu kültürel miras Anadolu’ya gelen topluluklara aktarılmıştır. Bu kültür alış verişi sonunda
kültür sürekli bir bireşimin ürünü olarak değişimini sürdürmüştür (Erginer,1997:137). Böylece
günümüz Anadolu’sunun sosyo–kültürel yapılaşması ortaya çıkmıştır.
Turizm bir hizmet sektörü ve çok yönlü bir kavram olarak ülkelerin kalkınmasında önemli rol
oynamaktadır. Yüzyıllarca önce başlayan turizm hareketleri, günümüz modern dünyasında yeni
biçimler, yeni anlayışlar, yeni yöntemler kazanmıştır. Turizmin nedenlerinden biri de inançlardır.
Sosyal olayların din kurallarının kapsamında değerlendirildiği ve dinin bütün sosyal davranışlar
üzerinde etki gösterdiği günümüzde, turizm hareketlerinin de dinsel bir yönle açıklanması zorunluluğu
kendiliğinden oluşmaktadır.
İnsanların yaşadıkları yerlerin dışına, dini inançlarını gerçekleştirmek inanç çekim
merkezlerini görmek amacıyla yaptıkları turistik amaçlı gezilerin turizm olgusu içerisinde
değerlendirilmesi inanç turizmi olarak tanımlanabilmektedir.
Ortak geçmişimize dayalı manevi bağlar ve zengin kültür birikimi olan inanç merkezleri
geleceğe taşıyacak en önemli ögelerdir. Birlikte yaşamak, kültürel kimliğini bilen farklı inançta olan
insanları anlamak ve hoşgörü göstermekle olur.
İnanç farklılığı kültürel zenginliktir. Çoklukta birliği ve güzelliği yakalamaktır. Farklı dinler
ve inançlar beraber yaşamanın, beraber yarınlar yaratmanın nedenidir. Bunun yolu da dinler ve
inanışlar arası diyalog ve işbirliğidir. Farklı inançlar, insanlığın zenginliği, evrensel bir değer olan
hoşgörünün gereğidir.
Dini inançları nedeniyle, Hac görevlerini yerine getirmek amacıyla Brahmanlıkta Benares,
İslamiyet’te Mekke ve Medine, Hıristiyanlıkta Kudüs ve Efesin büyük turist akımları çeken başlıca
dini merkezler haline gelmesiyle, ortaya çıkan dinsel amaçlı büyük göç hareketleri, ekonomik ve
sosyal bakımdan ülkeleri etkilemekte, özellikle ödemeler dengesindeki açıkları sürekli olan ülkelere
ekonomik imkanlar yaratmaktadır.
Hac ziyaretleri yapılabilen dini merkezlere sahip olmak, bu ülkelerin ekonomik gelişmelerini
devam ettirmelerini sağlayabilecek kaynaklara sahip olmaları demektir. İnanç turizmi çekicilik
kriterlerine sahip turist kabul eden bölgelerin, ekonomik gelişmelerinde süreklilik sağlamaları için,
turistik geleceğe yönelik projeksiyonlar yapmaları zorunludur.
Hatay dinler mozaiğinin ezan – çan- hazzan birlikte yaşandığı bir kenttir. Antik kentleri,
inanç merkezleri ve sayısız tarihi eserlerden şehrin merkezi konumunda Antakya, görkemli geçmişine
sığdırdığı en önemli özelliği, yeni dinler mozaiği konumudur. Antakya bir çok dinden ve inançtan
insanların huzur içinde yaşadığı cami, kilise ve havra’nın bir arada yaşamasının inanç turizminin
merkezi olan bir kültür merkezidir.
Hatay, Hristiyanların olduğu kadar, Müslümanların da önemli inanç merkezlerinden biridir.
Hıristiyanlar için en önemli 10 kutsal merkezden Kudüs ve Vatikan dışında, 8’i ülkemiz sınırları
içindedir. Bunlar; Antakya, Urfa, Kapadokya, Tarsus, Demre, İznik, İstanbul ve Efes (Selçuk) tir. Bu
yerler turist gönderen ülkeler için kutsal kentler “inanç merkezi”, ülkemiz içinse “inanç turizmi
merkezi” olarak önem kazanmıştır.
1.Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir
ildir. Cami ve kiliseler önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay’da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi
olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı
zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir. St. Simon Stylite Manastırı, Yayladağı Barleam
Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır.
Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi,
Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir. Hatay Cami ve Kiliseleri Santa Kiliseler
Grubu (Dumanlı-Merkez) Geçmişte önemli bir yerleşme yeridir. Buradaki; Terzil’de St. Theodor
Kilisesi, Binatlı’da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan’da St. Kiryaki Kilisesi ve İşhan Piştoflu’da St.
Christopher Kilisesi, Çakallı’da Çakallı Kilisesi, Çinganlı’da St. Konstantinos ve St. Petros Kiliseleri
en önemli olanlarıdır.
İnanç merkezlerinin Türk kültür ve toplum hayatında önemi büyüktür. İnanç merkezlerine
bağlı kültür değerleri Türk kültürünün tarih içindeki görünümünün değişmesine ve gelişmesine
paralel olarak bir değişim ve gelişim içinde olmuştur. İnanç merkezlerine bağlı kültür değerleri,
yaşayan kültür topluluğunun dünya görüşüne ve değerler sistemine göre şekillenir (Artun, 2000: 40).
Türkiye’de geleneksel değerler ve pratikler, yeni biçimlenmelerle modernleşerek varlığını
sürdürmektedir. Anadolu’nun zengin inançlarla beslenmesi eski dönemlerden günümüze çok zengin
inanç, değer ve pratikleri bünyesinde yaşatmıştır. Bu bir tür halk inançları denilen “senkreist”
(bağlaştırmacı) dinselliktir (Atay, 2000: 47)
Senkretizm (bağlaştırmacı), kültürleşme süreci ürünü olan kültürel karışımlardır. Kültürleşme
ise farklı insan topluluklarına ait kültürel özelliklerin alış verişine yol açan, karşılıklı etkileşme
sonucunda kültür değişmesi olan süreçtir. Senkretizm, farklı dinsel inanç sistemlerinin etkileşmeye
girerek karışması sonucunda yeni inanç ögelerinin ortaya çıkmasıdır. Türkiye’de eski inançların
İslamiyet’e sızması şeklindedir. Her yeni din kendisinden önceki dinsel inançlardan, pratiklerden ve
efsanelerden pek çok ögeyi bünyesinde barındırır (Atay, 2000: 50). İslam’ın Anadolu coğrafyasına
özgü bir biçimlenmesi olarak nitelenebilecek Anadolu İslamlığında senkretik ögeler çoktur
(Ocak,1996:210).
Tarihsel süreçte, her kültürde olduğu gibi Türk kültürünü belirleyen değer norm, sosyal
kontrol ögeleri ve formlar değişikliğe uğramıştır. Bir çok kültik ve ritüel özlü işlemin ve pratiğin
uygulanmasını gerektiren ölü kültü çeşitli bölgelerde yerel özellikler göstermekle birlikte ana çizgisi
bakımından aynıdır. Her yörenin kendi inanç, görenek, estetik ve sosyo-ekonomik anlayış ve
değerlerine göre değişebilen ama hepsinin özünde insan olan bir takım inanma ve pratikler vardır.
Toplumca inanılan bu doğrultudaki her tür inanma ve pratik bu etkinliklerin içindedir. İnsanlar
geçmişle gelecek arasında bir bağlantı kurmaya çalışmışlardır.
Anadolu insanı kendilerine yurt kuran ve seçkin kişileri sonsuza değin yaşatmak, hem de
kendi hayatlarını onlarla paylaşmak için bazı mekanlara kutsiyet vermişlerdir. Ayrıca buraları emanet
duygusuyla koruyarak ziyaret etmek suretiyle onlara karşı olan vefa borçlarını ödemeye çalışmışlardır.
Halen ziyaret edilmekte olan bu makamlardan bazılarının eski inanç ve kültürlerden izler taşıması
durumu büyük ölçüde değiştirmemiştir. Bunların ötesinde bazı efsane ve menkabelerle süslenen
ziyaret olgusu yörenin kültürel ve dini değerleriyle de zenginleştirilmiştir.
İnsanlık tarihi kadar eski olan bir çok inanç ve din sisteminde ortak bazı özellikler içeren
fenomenlerden biri de türbe, yatır ve mezar ziyaretleridir. Dinler açısından benzer bazı özellikleri de
bulunan bu ziyaretlerin temelinde büyük ölçüde kutsalı arama, ondan meded umma, inanç ve duygusu
yatmaktadır. Her dinden yerleşim merkezinde türbe, yatır, mezar vd. ziyaretlerinde bu fenomenin
2ayırdedici özelliği ilk bakışta anlaşılmamaktadır. Bir bakıma halk inanışlarının ortaya çıkışı anlamına
gelen bu ziyaret fenomeni 1.telkin 2. tebliğ 3. anonim olarak gerçekleşmektedir (Cilacı, 1999:343)
Halk, evliyaların yattığı mezar, hazire, yatır, türbe, zaviye, tekke, dergah vd. yerlere gidip
dua eder. Veliden; hastalıklardan kurtulma, iş bulma, kısmet açma gibi çeşitli konularda yardım
istenebilir. Dua edip de istekte bulunanın mutlaka bunu inanarak yapması şarttır, aksi halde isteğin
gerçekleşmeyeceğine inanılır. Ziyaretlerde dua okunur, ata ruhlarından yardım dilenir. Ziyaret
suyundan medet umulur. Bazı durumlarda atalar kültüyle su kültü, tepe kültü ve taş kültü birleşir.
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra da halkın yatırlara gitmesi üzerine “Allah’ın sevgili
kulları olan ve Allah’a sözü ve nazı geçebilen evliyanın yardımını dilemek” şeklinde açıklanmağa
çalışılmıştır (Eröz,1992:10).
Kutsal kabul edilen yerlerden alınan taş, toprak, su gibi nesnelere dokunmak, üzerinde
taşımak, içmek, üzerine dökmek şeklinde aracı olarak kullanılmaktadır. Bu yerlerden psikolojik
rahatsızlıklar için de şifa aranır (Kalafat,1997:36; Başar,1972:159). Türklerin törenlerini dinsel,
toplumsal ve kişisel başlıklarında toplayabiliriz. Bu törenlerde yemek yeme, ziyafet verme iç içedir.
Bu törenlerle birlikte bu törenlere özgü bir mutfak ve yiyecek, içecek çeşidi ortaya çıkmıştır.
Hatay’da İnanç Merkezleri
Hatay, uygarlıklar, kültürler, dinler ve inançlar açısından zenginlik yaşamaktadır. Anadolu
inanç önderleriyle Anadolu toprakları aydınlandı. Farklı inançlara rağmen insanlık sevgisiyle birlikte
yaşamanın en güzel örneğini verdiler. Hatay’da çeşitli inançlara bağlı merkezler zaman ve mekân
tanımadan günümüze geldiler. Bunlar, Hatay’ın, Türkiye’nin olduğu kadar insanlığın da ortak malıdır,
evrensel değerlerdir.
Hatay inanç merkezleri tanıtılarak ortak kültürel mirasın yaşatılmasına ve evrensel kültüre
kazandırılmasına katkı sağlayacağı gibi Hatay’ın tanıtımını da sağlayacaktır. Hatay inanç merkezleri
kültürel mirastır. Bu kültürel mirasın tüm dünyaya tanıtımı yapılırken inanç turizmi yoluyla Hatay’ın
da tanıtımı sağlanacaktır. İnanç merkezleri yüzyıllardır toplumun manevi dünyasına yön verme işlevi
yanı sıra eğitim, kültür ve şifa kurumları olarak toplumsal hayata katkı sunmuşlardır.
İnancın yaşatıldığı inanç merkezlerinde insan, kültür ve çevre ilişkisi ve etkileşimin
boyutlarını ve dinamiklerini tesbit etmek için Hatay’daki inanç merkezlerine toplu olarak bakmak
yararlı olacaktır. Hatay’daki inanç merkezleri incelendiğinde inanç motiflerinin ve pratiklerin
çerçevesinin yazılı kaynaklardan değil, yaşama biçimine ve çevre kültürüne göre biçimlendiği
görülmektedir. Kültürel değişim ve gelişime rağmen Hatay’da “yatır, ziyaret” adı verilen inanç
merkezlerinde insan yaşamına damgasını vuran varlığı, o merkeze ait menkıbelerin anlatılması
dikkati çekmektedir.
Hatay’da İnanç merkezlerini ziyarette ana amaç dilek dileyip adak adamaktır. Adakları şu
başlıklarda toplayabiliriz: 1) Dilek Adakları 2) Dileğin Yerine Gelmesinden Sonra Adağı
Yerine Getirme 3) Kefaret Adakları 4) Geçiş Dönemleri: Doğum, ad koyma, sünnet, evlenme,
askerlik, ölüm , vd .
Günümüzde Hatay inanç merkezlerinde kökü geçmişe dayalı din dışı halka özgü gelenek,
İslâmiyet’in gereğindenmiş gibi sürdürülmektedir. Bunlar kişileştirilmiş doğa üstü güç veya
tasarımlardan şu ya da bu biçimde yardım sağlamaya, onlarla ilişki kurmaya, sevilip sayıldıklarını
göstermeye yöneliktir. Adak adayan kişi belirli pratikleri uygular. Bunlar; dua etmek, fal açmak,
hediye sunmak, kurban adamak , dinsel normlara uymak, bazı durumlardan kaçınmak, nazarlık,
3muska, göz boncuğu gibi kötülükleri engelleyiciler kullanma , doğrudan veya aracı kullanarak ilişki
kurma vd.
Hatay inanç merkezlerinde veliler mahalli veli tipi olduğu için gerçek kimlikleri zamanla
unutulmuş kerametleriyle anılır olmuşlardır. Bazı adı olan velilerin tarihsel gerçekle ilgisi yoktur.
Hiçbir zaman Hatay’la ilgisi olmayan velilere ait yatırlar rüyaya dayalıdır. Hatay’da kuraklığı
gidermek, çocuk sahibi olmak, hastalıkları sağaltmak vd. isteklerle yatır ve ziyaretlere gidilir.
Sağlık problemi olanlar, çağdaş tıbbın yanı sıra ziyaretlerden de şifa ummaktadır. Ziyaret
yerlerine gidilip sağlık dilekleri dilenmekte, adaklar adanmakta, sağlığa kavuşanlar adaklarını yerine
getirmektedir. Bu tür uygulamalar inanılarak, kutsallaştırılarak yapılır. Hatay’daki inanç
merkezlerinde atalar kültüne bağlı sağaltmalar kuşaklar boyu sürerek günümüze gelmiştir.
Etrafında kült oluşan ziyaretlerde, çeşitli büyüsel ve törensel işlemler uygulanmaktadır.
Ziyaretçiler, velilerin eşyalarını, mezarlarını kutsal kabul edip sağlık dileklerini Allah’a
ulaştırmakta velileri aracı kılmaktadır. Adanan adağın mutlaka yerine getirilmesine dikkat edilir. Aksi
halde adak adayan kişinin başına kötülük geleceğine inanılır.
Hatay’daki inanç merkezlerine gidiş nedenleri şunlardır.
1. Çocuk sahibi olmak, doğan çocuğun ölmesini önlemek, yaramaz çocukları islah etmek,
konuşamayan çocukların dilini açtırmak 2.Evlenemeyen kızların kısmetini açmak 3. Rızk arttırma
dileği 4.Kayıp eşyayı bulmak 5.Kötü alışkanlıklardan kurtulmak 6. Şirinlik dileği (kısmet açma) 7.
Askerden sağ salim dönme dileği 8. Yeni bir işe başlamadan kutsal zatın, duasını, rızasını almak
9.Doğal afetlerden korunmak
Hatay’daki yatır, ziyaret ve kutsal sayılan mezarlarda süren pratikler şunlardır. 1. Adak
kurbanı kesmek, kanını alnına sürmek 2. Türbe, mezar, ağaç ve çalılara çaput bağlamak 3. Kutsal
sayılan sudan içmek, yıkanmak, para atmak 4. Adağın gerçekleşmesinden sonra yiyecek dağıtmak
5. Türbeye havlu, seccade, halı, tesbih, baş örtüsü, takke, ibrik, para bırakmak vd. 6. Türbede secdeye
kapanmak, gece uyumak 7. Belli hastalıkları sağalttığına inanılan yatırlarda şifa dileme
Ziyaretlerde Adaklar:
Ziyarete dilekte bulunan kişi, dileğinin yerine gelmesi için adak adar. Adak kurbanı olarak
genellikle koç, horoz kesilir. Hastalıktan kurtulan, dileği yerine gelen ziyaretçiler kurbanı getirerek
ziyarette keserler.
Kimileri, kurbanı fakirlere et olarak dağıtmakta, kimileri de yemek yaparak dağıtmaktadır.
Kurbanın dışında Kur’an, mevlit okutma, günlük, mum yakma, ziyarete yeşil örtü, bayrak örtme, halı,
kilim, seccade, havlu, baş örtüsü getirme, helva yapıp dağıtma, fakirlere yiyecek giyecek dağıtma, şeker,
aşure dağıtma, tabak, tencere, çaydanlık, çay, şeker ve ziyaret bakıcısına para verme şeklinde de adaklar
adanmaktadır.
Tarihin ilk topluluklarından bu yana doğayı tam çözemeyen insanlar, daha sonra onun her
türlü iyiliği ve kötülüğü yapabileceğini düşünmüş, onunla iyi geçinmenin yollarını aramıştır.
Dilekleri yerine gelince şükretmek amacıyla adaklar adamışlar, çeşitli büyüsel ve törensel işlemler
uygulamışlardır ( Artun,2000: 52).
İnsanoğlunun yaradılışında var olan görme ve öğrenme isteği, ekonomik, kültürel etkenlerle
eski çağlardan bu yana bazı insanları seyahate zorlamıştır. Zamanla bütün dünya insanlarını etkileyen
turizm olgusu bu gün çok büyük boyutlara ulaşmış ve endüstri haline dönüşmüştür. Bir ülkenin halk
kültürüyle turizmi arasında olmazsa olmaz bir bağ vardır.
4)  Türkiye’de son elli yıldan bu yana gelişmekte olan turizm sektörü günümüzün en önemli
sektörlerinde biri haline gelmiştir. Dünyadaki toplumsal ve ekonomik gelişmeye paralel olarak kişisel
gelir düzeyinin yükselmesi, ulaşım araçlarının hız ve kapasite olarak artış göstermesi, enformasyon ve
iletişim teknolojilerinin gelişmesi, çalışma süresinin azalması, ücretli tatillerin artması, turizm
gelişimini etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.
Türkiye turizminde, planlı döneme değin, açık seçik bir politika saptanmamıştır. Turizmi
geliştirecek bir çok atılımlar yapılmış, turizmin döviz kazandırıcı özelliği, üzerinde en çok durulan
hedef olmuştur. Turizmin geleceğini güvence altına alabilmek için, konuyu çok boyutlu ele alıp,
turizm türlerini göz önüne alarak, doğal görünümün, kültürel varlıkların, toplumsal yapının
bütünleşerek kesintisiz bir gelişme içinde olmasının önemi üzerinde durulmalıdır.
Anadolu, turizm için büyük bir potansiyel olan antik kalıntılara, doğal güzelliklere, yaz ve kış
aylarında çok yönlü sportif aktivitelere olanak sağlayan denizlere, dağlara sahiptir. Türkiye coğrafi
konumu, sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerinin değerlendirilmesi sonucunda ülke
ölçeğinde konulan turizm stratejileriyle gelişerek dünyanın sayılı turizm ülkelerinden biri olmuştur. Bu
hızlı gelişim beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Turizm hizmetleriyle ilgili yeterli tesis ve bu
hizmeti sunacak eğitilmiş personel açığı kapatılmaya çalışılırken kültürel değerlerin turizm açısından
nasıl kullanılacağı konusu göz ardı edilmiştir. Milli kültürün tanıtılması politikalarında geç kalındığı,
turizm sektöründe çalışanlar yeterince aydınlatılıp yönlendirilmediği için bir çok hatalara
düşülmüştür.
Türkiye’ye gelen turistlerle ilgili yapılan araştırmalara bakıldığında azımsanmayacak ölçüde
turistin kültürel değerleri görmek için geldiği anlaşılacaktır. Turizme arkeolojik miras ,doğal
güzellikler, tarihi mirasın dışında kültürel değerler kaynaklık eder. Bu değerlerin turizm sektörü
aracılığıyla, kültürün özünü bozmadan nasıl en doğru şekilde verileceği sorusunun cevabı aranmalıdır.
Toplumumuzun kültürünün nitelikleri, kültür çevreleri yeterince bilinmediği için turizm
sektöründe, Türk kültürünün tanıtımında büyük yanlışlıklara düşülmektedir. Bu durum binlerce yılda
oluşan kültüre yarardan çok zarar vermektedir. Anadolu kültürüyle ilgili araştırmalara baş
vurulmadan kulaktan dolma bilgilerle, günü kurtaran, “turist nasıl olsa bilmez” yanlış anlayışıyla
sözde tanıtımlara sık sık rastlıyoruz. Hediyelik eşya satışlarında aslıyla ilgisi olmayan,Türk kültürünü
yansıtmayan örnekler her geçen gün artmaktadır.
Sonuç:
Hatay, inanç turizmi açısından değerlendirilmesi kültürel amaçlı sanatsal, dinsel, bilimsel
toplantılar, kongreler öne çıkmaktadır. Turizm firmaları, tur operatörleri, halk kültürü alanında çalışan
akademisyenler ve uzmanlar, sahne tekniği uzmanları, dramaturglar, halk oyunları uzmanları ve müzik
konusunda uzman olanlar bir araya gelerek gösterilerin nasıl olması gerektiği konusunda seminer
çalışması yapıp örnek çalışmalar hazırlamalıdırlar. Turizm firmaları sezon açılmadan gelecek yılın
çalışmalarını uzmanlara yaptırmalıdırlar. Her gösteri halk kültürüne uygun yapılmalıdır. Sunular,
mekana, zamana, izleyici topluluğunun ilgi alanına ,izleyicilerin özelliklerine göre yapılmalıdır.
Bugün Türk folklorunun turizmde değerlendirilmesinde sancılar varsa bunun en büyük nedeni
konunun görmezden gelinip, eleştiri boyutunda konu edilmesidir. Kültür Bakanlığı Hatay inanç
turizmde değerlendirmek üzere bu konunun uzmanlarına küçük kitaplar hazırlatmalıdır. Bu konuda
sektörde çalışanları eğitmek amacıyla çeşitli kurslar açılmalıdır. Türk kültürüne zarar veren
uygulamalar il turizm ve kültür müdürlükleri kanalıyla denetlenip önlenmelidir. Tanıtımlarda belgeli
uzman şartı aranmalıdır. Bu konuda herkese ev ödevi düşmektedir. Eleştirip çözüm getirmemek
kolaycılıktır. Dünyada bütün ülkeler artan seyahat olanaklarını değerlendirmek ve turist çekebilmek
için kendilerini tanıtmak amacıyla kullandıkları reklam araçlarında halk kültürü öğelerini sık sık
kullanmaktadırlar.
5.) Turizm talebi konusunda yapılan birçok araştırmada dış tanıtım önemli bir değişken olarak
saptanmıştır. Reklam ve propaganda gibi araçlardan yararlanılarak gerçekleştirilen dış tanıtımın talep
üzerindeki en önemli etkisi, bir turistik bölge ya da ülke konusunda tüketiciyi haberdar etmesi ya da
bilgi vermesidir. Bu faktörün mevcut turizm talebini artırmaya yönelik etkisi olacağı gibi, potansiyel
talebi de harekete geçirme gücü vardır. Potansiyel turistleri efektif turistler haline getirme amacı
güden, bir ülkenin veya bölgenin turizm değerleri hakkında bilgi vererek görmeye ikna edecek
nitelikteki çalışmalara, gayretlere turizm propagandası adı verilir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER