Hatay’da Osmanlı Dönemine Ait Eserler

0
1647

Antakya Camileri:

1- Tonoz Örtülü Camiler:

a) Antakya camilerinin en eskisi ve en büyüğü.Ulucami’dir. Bu caminin Memlük dönemi eseri olduğu , Osmanlı döneminde bir kaç defa onarım gördüğü sanılmaktadır. Doğu- batı yönünde uzanan dikdörtgen planlıdır. Yanda payeler ve ortada sütunlar üzerine bindirilmiş tonozlar üzerine kurulu çatısı kiremit örtülüdür. Caminin silindirik geniş gövdeli ve yüksek minaresi şerefeli, sivri külahlıdır ve bir kaç defa tamir görmüştür. En son 1985 yılında sökülüp yeniden yapılmıştır. Gravürlerde, minarenin 200 önce de aynı stilde olduğu görülmektedir. Caminin haziresinde cami vakfıyla ilgili kişilerin ya da vefat eden imamların mezarları vardır. Medrese odalarının bir kısmı depo olarak ya da cami görevlileri için kullanılmaktadır. Avlusu geniş, taş döşeli, şadırvanlıdır. Cami ve medrese odalarının yapımında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Mimarı ve yapılış yılı bilinmemektedir.

2 – Kubbeli ve minaresi şerefeli camiler:

a. Şeyh Ali Camii :16. Yüzyıl eseridir, kübik yapılı, kubbelidir. Düzgün kesme taş kullanılmış, sade bir yapıdır. Medresesi vardır. Avlusu taş döşelidir. Şadırvanı vardır. Şeyh Ahmet Kuseyri ailesi ile ilgili ve Halveti tarikatının merkezi olan caminin güneybatı köşesindeki türbe kapatılarak iptal edilmiş, sadece kitabesi bırakılmıştır. Minaresi ince, yuvarlak gövdeli ve çifte şerefelidir. Mimarı bilinmemektedir.

b. Civelek, Ağa ya da İhsaniye Camii: Bakırcılar Çarşısı ile eski debbağhane arasında bulunan cami 18. Yüzyıl ortalarında Civelek Hacı Bekir Ağa tarafından yaptırılmış, 1872 depreminden sonra tamir ettirilmiştir.Kitabeleri vardır.Yapımında kesme taş kullanılmıştır. Kübik planlı, kubbelidir. Haziresinde Civelek ailesi fertlerine ait mezarlar bulunur.Şadırvanı vardır.Taş işçiliği ile dikkati çeken minaresi yuvarlak gövdeli , tek şerefeli, sivri külahlıdır. Mimarı bilinmemektedir

c..Şenköy – Şeyh Ahmet Kuseyri Camii: Aynı adla anılan türbenin yanındadır. 16. Yüzyılda yapılmıştır. Doğu- Batı doğrultusunda enine dikdörtgen bicimli, kubbeli, kiremit örtülüdür. Bir kaç defa onarım görmüştür. Minaresi yuvarlak gövdeli, şerefeli, sivri külahlıdır. Kötü bir hattat elinden çıkmış kitabesi vardır.

3 – Kubbeli, minaresi ahşap (şemsiye) şerefeli camiler:

a) Habibü’n- Neccar Camii : Kubbeli , kübik planlıdır. 17. Yüzyılın 2. Yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Klasik mermer minberi vardır.Düzgün kesme taştan yapılmışolup tek mekanlıdır. 15 yıl kadar önce bakım ve onarımdan geçmiştir. Kuzeydoğu köşesinde Yasin suresinden bir ayet yazılı kumaş ile çevrilmiş bir bölme vardır. Burası Habibü’n- Neccar türbesinin üstüne rastlayan kısımdır. Bu türbeden İbni Batuta ve Evliya Çelebi de bahsetmiştir.

 

b) Yeni Cami ya da Zühriye Camii: Kubbeli, kübik görünümlü olup ,düzgün kesme taştan yapılmış bir camidir. Sadedir. Avlusu düzgün kesme taş döşelidir. Son cemaat yeri ahşap örtülüdür. Kapısının çivi kullanılmadan abanozdan geçme usulüyle yapıldığı söylenir. Medresesi ve şadırvanı vardır. 1762 yılında Zühri Mehmet Efendi yaptırmıştır. Minaresi yuvarlak gövdeli, tepede ahşap şerefelidir.

4 – Ahşap örtülü camiler ve poligonal gövdeli, ahşap şerefeli minareler:

 

a) KantaraCamii ( Beşik çatılı, kiremit örtülüdür. Minaresinin altında bir çeşme vardır.)

  1. Halil Ağa Camii, b) Ağca Camii, c)Şeyh Muhammed Camii (2. Katta), d) Sarımiye Camii (Medreseli), e) Sofular Camii, f) Osmaniye Camii (1985’te yıkılıp yeniden yapıldı), g) Kiremitli Cami, h) Meydan Camii (Medreseli, şadırvanlı, geniş taş avlulu, minaresi yuvarlak gövdeli, ahşap şerefelidir, Cami kapısı minare altından açılımıştır), ı) Mahremiye Camii (Medreselidir. Cami avlusuna Uzunçarşıdan bir tünelle geçilir. Mihrabın iki yanında kendi ekseni etrafında döndürülebilen iki taş sütünce vardır.  Nakip Camii

j) Şekercik, k) Şıh Ahmet (Ahmediye), l) Hayrullah, m) Halil Ağa, n) Emirler, o) Ertuğrul (Affan- 1870), ö) Orhaniye, p) Zülfikar, r) Abdulgazi camileri (19. Yüzyıl sonu).

 İskenderun:

Kaptanpaşa Camii: 1866 yılında yapılmış, 1969 yılında yıkılarak yeniden yapılmıştır. (O güne kadar cami yoktur).Yapımında renkli taş kullanılan yuvarlak gövdeli ve şerefeli, sivri külahlı minaresi halen ayaktadır.

Yayladağı:

Hacı Hüseyin Camii: Yıkılıp yeniden yapılmıştır..

Kasım Bey Camii: 16. Yüzyıldan önce yapıldığı tahmin edilen bu cami 10 yıl kadar önce restore edilmiştir. Minaresi poligonal gövdeli, ahşap şerefelidir.

Reyhanlı:

Efnir Camii: Karamürsel-zade Mustafa şevki Paşa 20. Yüzyıl başlarında yaptırmıştır. Ahşap örtülü, taş avlulu, medreselidir. Minaresi çifte şerefeli,yuvarlak gövdeli ve yüksektir.

Yenişehir Camii: 19. Yüzyıl sonlarında Kafkas göçmenleri için yapılmış ahşap beşik örtülü, kiremit kaplı, poligonal, ahşap şerefeli minaresi olan bir camidir.

 Belen:

Kanuni Sultan Süleyman Camii: 1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından dağ yamacına, yolun dağ tarafına han, dere tarafına cami ve hamam yaptırılmıştır. Kubbelidir. Sonradan önüne ek bölüm yapılarak genişletilmiştir. Minaresi şerefeli, külahlıdır. Haziresi yol tarafındadır.

Payas:

Külliye Camii: Sokollu Külliyesi içindedir. Medreseli, taş avlulu bir , şadırvanlıdır. Ters T planlı, kubbeli sade bir yapı olmasına karşılık giriş kapısı gösterişli ve usta elinden çıkmış nefis bir mermer işçiliği arzeder. Minare yuvarlak gövdeli, gösterişsiz olup fazla yüksek değildir. 19. Yüzyıl ortalarında çizilmiş bir gravürde minarenin daha yüksek ve mimari yönden daha gösterişli olduğu görülmektedir. 1930’lu yıllarda minare güdük bir yapı durumundaydı. Restorasyondan sonra bugünkü halini almıştır.

Halil Paşa Camii (Karacami) :Küçük Ali oğlu Halil Bey tarafından 18.yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır.

II – MESCİTLER:

İlimizde mescitlere sadece Antakya’da rastlanır. Bunlar küçük, ahşap örtülü basit yapılardır:

Selvili, Heybeli, Nihat Ağa,, Uçtum, Semerci, RifatAğa, Derbuz, Kerhan, Zoveroğlu , Deveci Bekir Ağa mescitleri.

Serinyol’da , 19 yüzyıl sonlarında göçle gelen muhacirlerin iskan edildiği “Bedirge Çerkez” Mahallesinde yapılan cami de mescit tarzında basit bir yapıdan ibarettir.

III _ KİLİSELER:

Antakya:

Sen Piyer ve Sen Pol (Ortodoks) Kilisesi: 1872 depreminde yıkılmış, 1880’li yıllarda yeniden yapılmış, eklentileri 1900 yılında tamamlanmıştır.

İskenderun:

İtalyan (Katolik) Kilisesi (1855), Yorgi (Yunan) Kilisesi, Ermeni Kilisesi (1871), Ortodoks Kilisesi ve Arsuz Kilisesi dönemlerinin kilise mimarisini yansıtır.

C) Altınözü:

Merkezdeki Sarılar Mahallesi ve Tokaçlı (Cünte) köyü kiliseleri 1872 depreminde yıkılmış, yeniden yapılmışlardır.

D) Samandağ:

……………….

……………….

Vakıflı Kilisesi

IV – MEKTEP VE MEDRESELER, KÜTÜPHANELER

 Medreseler:

1 Antakya:

Antakya’da 20. Yüzyıl başlarında mevcut olup 1. Dünya Savaşına kadar faaliyetini sürdüren 11 medrese vardı. Bunlar camilerle aynı vakfa bağlı faaliyet gösteriyordu. Cami avlusunda yan yana sıralanmış odalar halinde yapılan bu medreseler bugün de mevcuttur.

20. yüzyıl başlarında ‘da Sarımiye, Kantara,,Zencirli, Habibü’n-Neccar, Zühriye,, Selvili, Meydan, Ahmediye, Camii Kebir, Nakib, Mahremiye medreseleri, (Halen mevcuttur)

2- Belen’de Kanuni Sultan Süleyman Medresesi (Aynı vakfa bağlı)

3- Payas’ta Sokollu Külliyesi Medresesi (Halen mevcuttur)

4- Dörtyol’da Ocaklı Medresesi (19.yy. sonlarında halk yaptırmıştır)

5- Erzin’de Erzin Medresesi ( “ ) “

B- Mektepler:

1. Antakya Rüşdiyesi .1913 ‘ten itibaren İdadi): Şimdiki müzenin yerinde2 katlı ahşap bi bina idi. 19.yy. sonlarında yapılmış, 1934 yılında yıkılarak yerine müze yapılmıştır.

İngiliz Protestan Mektebi

2. İskenderun:İskenderun Rüşdiyesi, İskenderun Rum Mektebi, İskenderun Fransisken Mektebi (Binalar yıkılmıştır)

3. Belen: Belen Rüşdiyesi (Binası mevcut değildir)

C- Kütüphaneler:

Halep Vilayeti Salnameleri ‘nde 19. Yüzyıl sonlarında Antakya’da 27 medrese ve kütüphane olduğu kaydedilmiştir. Ancak Bu toplam bir sayı olup, nitelikler belirtilmemiş, medreselerde kitaplık odası ile camilerdeki kitaplıklar birlikte kaydedilmiştir. Aslında bağımsız tek kütüphane 1873 yılında Nakib Camii avlusundaki odada kurulan Rauf Efendi Kütüphanesidir.

V- TEKKELER, ZAVİYELER, TÜRBE VE ZİYARETLER

İbni Batuta Antakya’ya geldiğinde Habibü’n-Neccar ziyaretgahının bir tekke olduğundan bahseder.19. yüzyılda yüzyılda Antakya’da tekke olarak şimdiki vakıf İş Hanı’nın olduğu yerde bir “Mevlevi Tekkesi”, bir de “Hindular Tekkesi” mevcuttu ve bu, bugünkü Müze ile Vali Konağı arasında bir yerde, Asi Nehri kenarındaydı. Bu tekkeler 20. Yüzyıla ulaşmamıştır.

 Türbeler, Ziyaretler:

1) Şeyh Ahmet Kuseyri Türbesi: Şenköy ‘dedir. 1580 yılında yapılmıştır. Diğer bölgelerde dönem mimarisini yansıtan örneklere benzer. Kare planlı ve düzgün kesme taş yapılı olup, sekizgen yüzeyli bilezik üzerine oturtulmuş sivri kubbesi vardır. İçinde şeyhin ailesinden olan türbedarların sandukaları vardır. Halk tarafından hala şifa beklentisiyle ziyaret edilmektedir.

2) Hızır A.S. Ziyaretleri ve diğer ziyaretler: Antakya ve çevresinin tipik ve yaygın yapılarındandır. Samandağ’da ve daha pek çok yerde Hızır ziyaretleri (ziyaretgah) vardır. Geçmişte bunlar için vakıflar kurulmuş ya da bazı vakıflar bu ziyaretlere yardımı şart koşmuştur.Yapı olarak Harbiye’de ve Antakya-Affan mahallesi’ndeki ziyaretler, Hasan Basri Türbesi, Mızraklı’daki Kozma-Damyan (Hristiyan, ama vakıfta adı geçer), Reyhanlı bölgesindeki ziyaretgahlar Osmanlı döneminde yapılmış olup tarihi birer yapıdır. Samandağ’da deniz kenarındaki ve diğer pek çok yerdeki Hıdır ziyaretlerinin binaları ya da kubbeleri yakın dönemlerde yapılmıştır.

Hızır ziyaretleri dışında kalan Şıh Hasan, Şıh Miktat, Şıh Yusuf Hekim, Şıh Yusuf Turhan, Şıh Tahir, Şıh Zahir ve benzeri ziyaretler çok eski olmakla beraber, bunların da çoğunun yapısı yenidir.

3. Bayezid- Bestami Cami ve ziyareti: Kırıkhan’ın 4 km. kuzeyinde, Darb-ı sak kalesi harabeleri üzerindedir. 1890’lı yıllarda Mustafa Şevki Paşa tarafından kalenin sağlam kalmış mekanları kullanılarak yaptırılmıştır.

VI_ Bedestenler, Külliyeler, Han ve Kervansaraylar:

Hatay ana yollar üzerinde bulunduğu için geçmişte yol güzergahında 4 han ve külliye(Payas, Belen, Karamurt, Muratpaşa), Antakya içinde 8 önemli han yapılmıştır (Evliya Çelebi 9 han saymıştır). Bugün bunlardan Payas Sokollu külliyesi sağlamdır (Restore edildi). Belen Hanı harap durumdadır. En büyük han olan Karamurt Hanı’nın sadece 1-2 temel kalıntısı mevcuttur. Muratpaşa Hanı’ndan ise küçük bir parça kalmıştır.

Antakya hanlarından Sokollu Hanı (1574) Kurşunlu Han (1660) ayakta ve kullanılabilir durumdadır, ama büyük tahribat vardır. Diğer hanların çoğu yıkılmış ya da biçim değiştirmiş, Saka Hamamı yanındaki Sokollu Hanı’nda olduğu gibi, bazıları sabunhaneye çevrilmiştir.

İlkimizin tek bedesteni, Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Bedesten idi. (Ulucami yanında.). Bu bedesten de Sokollu Hanı gibi 19. Yy.da sabunhane haline getirilmiş, büyük tahribat görmüş, bir kısmı konuta dönüştürülmüştür.

VII – Kaleler:

 Payas kalesi

Payas’ta, denize yakın, ama biraz içerdedir. Hendekli olan bu kale çok eski dönemlerden beri vardı. Limanın ve yolun güvenliğini sağlamak için yapılmıştır. 1560’lı yıllarda harap durumda olması nedeniyle sökülerek yeniden yapıldı. Beşgen planlıdır. Gösterişli bi girişi vardır. 19. Yüzyıl sonlarında hapishane olarak kullanılmaya başlanmış, 1909 yılında boşaltılarak kendi haline terkedilmiştir. Ortadaki cami kalıntısı dışında kale içinde eskiden mevcut olan yapıların hiç birisi kalmamıştır, ama buna rağmen bütünüyle ayakta kalan tek kaledir.

Cin Kulesi:

Payas kalesi yapıldıktan sonra yapılan limana uzaklığı nedeniyle yeterli koruma sağlayamadığı için limanı korumak üzere ayrı bir kaleye ihtiyaç duyulmuş ve İstanbul’un uygun görmesi üzerine , boğazdaki Kız Kulesi örnek alınarak limanın hemen üzerine küçük bir kale yaptırılmış, içine toplar yerleştirilmiştir. Kalenin gözetleme kulesi 360 derecelik bir görüş açısına sahiptir.

 Merkez Kalesi : Daha eskiden mevcut olan kalenin tamirine Yavuz Sultan Selim döneminde başlanmış, Kanuni döneminde tamamlanmıştır. Askeri bölge içindedir.

VIII – Resmi ve Askeri yapılar:

Antakya Hükümet Konağı: Mısırlı İbrahim Paşa’nın yaptırdığı ahşap konak 1920’li yıllarda yıkılarak bugünkü konak yapılmıştır.

 Hassa Hükümet Konağı : 1901 yılında Padişah II. Abdulhamid’in tahta geçişinin 25 yıldönümü dolayısıyla yapılan konak bugün ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kullanılmaktadır.

 Antakya Kışlası: 1832- İbrahim Paşa yaptırmış, 1999’da başlayan restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

 İskenderun Kışlası: 1832- İbrahim paşa tarafından yaptırılmış, 1990’lı yıllarda restore edilmiştir..

 Köprüler :

Dörtyol’da Payas Han Köprüsü, Kırıkhan’da Muratpaşa köprüsü( en uzun. 17. yy) Danaahmetli Köprüsü, Belen’de Bakras Karamurt Han köprüsü, Yayladağı’nda Kureyşi Köprüsü, Reyhanlı yolunda ,Roma eseri olup uzantıları sonradan yapılan, kuleler eklenerek savunması güçlendirilen meşhur derbent Demirköprü .

Hamamlar :

Payas külliyesinde çifte hamam (1574), Belen Hamamı (1562), Karamurt hanı hamamı (1704),

Antakya’da Meydan (1527’de var), Beyseri (Kurtuluş) (1551’de var), Cündi (1527 ‘ de var), Saka Hamamı (1574) ve Yeni Hamam (1762) ilimizdeki hamamlar idi. Karamurt Hamamı hariç, hepsi faal durumdadır.

 Evler, Konaklar, Sivil Mimari eserleri:

Şehirde eski mahallelerde dışarıyla ilgisi bir duvarlar kesilmiş avlulu (havışlı) ev tipi yaygındır. Avlu taş döşeli ve ağaçlarla gölgelenmiş olup, sadece gökyüzünü görmesi nedeniyle ev halkı adeta evrenle iletişim içinde yaşıyordu.

 

Ata Lisesi olarak kullanılan Rifat Ağa konağı 1908 yılında yapılmıştır. Ustaları Halep’ten gelmiştir.

Antakya’daki tek mütesellim konağı Tosunpınar köyünde Halefzade Vahit Ağa’nın konağı idi. 10 yıl önce yıkılarak yerine apartman yapıldı.

Gerek Asi üzerindeki, gerekse Değirmenkaşı’ndaki (Reyhanlı) değirmenlerden de eser kalmamıştır.Tek bina, Yenişehir gölü ayağındadır.

Yollar:

İskenderun -Halep şosesi yolu 1886’li yıllarda tamamlanmış, Kırıkhan- Islahiye arasında mevcut patika, 1914-15 yıllarında şose haline getirilmiştir.

İskenderun’a Demiryolu ilk olarak 1913’te geldi, istasyon yapıldı.

 Çeşmeler:

Antakya’da eskiden çok sayıda, çeşme vardı. Bunlar zamanla harap oldu,. 20. Yy. başlarında suları kesildi. Halk su sıkıntısı çekmeye başladı. Halkın büyük bir kısmı 20. Yüzyıl başlarında Asi suyu içerdi. 1913 yılında bulunan Zugaybe kaynağının suyu 1914 yılında Antakya’ya getirildi, maslak sistemiyle dağıtıldı. Bunlar için her mahalleye zenginler ve hayırseverler tarafından basit yapılar halinde depolu çeşmeler,yapıldı ve bunlara Zugaybe Çeşmesi adı verildi. Bunlardan daha eski çeşmeler de vardır. Çoğu kitabeli olup bir kısmının kitabesi yoktur. Su yolları tahrip edilenlere şehir suyu bağlanmakta, fırsat bulunca da inşaat şahipleri tarafından yok edilmektedir. Bunlara örnek olarak Şeyh Ali, Meydan, Dutdibi, Sofular, Ulucami, Kabaltı, Nakib, Nesibe Hanım, Kiremitli Cami , Kürtfakı Camii , C.Tınaztepe Okulu köşesindeki çeşme gösterilebilir.

Altınözü’nün Erbaşı köyünde bulunan 18. Yüzyıla ait tarihi köy çeşmesi 2-3 yıl önce yıkılmıştır.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER